15.3 C
New York kenti
Pazartesi, Ekim 19, 2020
Ana Sayfa Dersler 5 Adımda İçerik Pazarlama: İçerik Pazarlama Nedir, Nasıl Yapılır?

5 Adımda İçerik Pazarlama: İçerik Pazarlama Nedir, Nasıl Yapılır? [2020 REHBER]

İçerik pazarlama; bir ürünü, hizmeti, yazıyı veya makaleyi doğru hedef kitlesine oluşturmak ve hedef kitle üzerinde “alıcılık” etkisi yaratmaktır. Dünya, eskisinden daha gürültülü ve bu gürültü içinde yayacağınız ses frekanslarının yüksek olması zorunludur. İçerik pazarlama, keyfi bir meşgale değil, kazancınızın artması için uymanız gereken mecburi bir kuraldır. Dünya çok büyük ve küçük cüssenizle büyükleri yutmanız gerekiyor. Peki, bunu nasıl başaracaksınız?

İçerik pazarlama yeni bir model değil aslında. Belki de son dönemlerde özellikle internet siteleriyle ilgilenen kişilerin yeni bir terimmiş gibi algılamalarını normal karşılıyorum. Belki de 10 yıl kadar bir geçmişinin olduğunu düşünenlerin sayısı da azımsanacak kadar az değildir, çünkü dünya büyüdükçe küçülmeye başladı. Nasıl yani?

Dünya büyüyor ama bir yandan da küçülüyor. Eskiden ticaret, deniz yolu ya da karayolu ile uzun süreli yolculuklarla tamamlanıyordu, şimdilerde durum böyle mi? İnternet dünyasının hayatımızın her alanına girmesi, ticaret alışkanlıklarımızın da değişmesini etkiledi. Mesela 20 yıl önce Amerika’da satılan bir ürünü nereden duyabilirdiniz ve bunu nasıl satın alabilirdiniz? Cevap çok zor, hatta bazıları için imkânsız… Günümüzde böyle mi peki? Hayır, tabi ki… Amazon gibi Amerika’nın bir devi var ve Amerika’da üretilen bir ürüne sadece bir tıkla ulaşabiliyor, sipariş verebiliyor ve birkaç gün içinde ürünün adresinize teslim edilmesini sağlıyorsunuz. Bu yüzden dünya büyüdükçe küçülüyor.

İçerik pazarlama

Peki, böylesine büyüyen ve bir yandan da küçülen bir dünyada sesinizi nasıl duyuracaksınız? Büyük şirketlerin hepsi, ilk kurulduklarında küçük şirketler değiller miydi? Bugün dünyanın en pahalı saat modellerini üreten İsviçreli saat markalarının geçmişine şöyle bir bakın, ilk piyasaya çıktıklarında sadece birkaç modelden oluşan saatlerinden başka bir şeylerinin olmadıklarını göreceksiniz. Peki, bu küçük marka sahipleri bir anda nasıl parladı, hiç düşündünüz mü? Hemen sayalım…

1- Hedef Kitleye Hitap Etme

Elinizdeki bir ürünü satmak için ne yapmanız gerekir? Tabi ki öncelikle hedef kitlenizi belirlemeniz gerekir. Mobilya üretimi yapıyorsunuz, alanınızda ustasınız ama ürünleriniz satılmıyor. Neden? Çünkü doğru kitleye hitap etmiyorsunuzdur ya da Pazar alanında kendinizi yeteri kadar gösterememişsinizdir. Şöyle sorayım;

Sahilde elma satan biri mi daha çok kazanır yoksa pazarda satan biri mi daha çok kazanır? Kesinlikle pazarda satan kişi daha çok kazanır. Ama av malzemesini sahilde satan daha çok kazanır, çünkü pazara gelenlerin asıl hedefi olta ya da tor almak değil, sebze meyve almaktır. Yani doğru kitleyi bulmak için doğru alanda satış yapmak önemlidir.

2- Hedef Kitleyi İkna Etme

Hedef kitle nasıl ikna edilir?  Türkçesi “Ürünü satın al” demeden, müşterinin ürünü satın alabilmesini sağlamaktır. Mesela 2 sene önce pazarda şöhreti elde eden Veysel Mutlu’yu hatırladınız mı? Sadece ufak bir replikle kısa sürede büyük bir ün kazandı ve “Vay Delikanlı Gönlüm” şarkısı, 2 yıl içerisinde 184 milyon defa izlendi, sizce bunun nedeni nedir? Tek bir nedeni varsa o da hedef kitleyi başarmak! Nasıl yaptı peki? Perde arkasını bilmiyoruz, bildiğimiz tek şey; pazarda sebze ve meyve satarken yaptığı nağmelerle insanların dikkatini çekmekti ve bu bir haber kanalında yayınlanınca, Mutlu’nun yıldızı parlamaya başladı.

Yaşı müsait olanlar bilirler, olmayanlar da mutlaka duymuşlardır. 1 Nisan 1997 yılında büyük bir çıkış yapan Pokemon çizgi filmini izleyenlerin sokakta kendilerini nasıl da birer pokemon olarak hissettiklerini bilirsiniz. Hatta çizgi filmden ziyade artık sokakta pokemon kartları o dönemin en popüler oyuncağı haline gelmişti. Peki, sizce Satoshi Tajiri, Pokemon’u sırf çocuklar evde zaman geçirsinler ya da eğlensinler diye mi yaptı? Tabi ki hayır! Tamamen bir pazar payı oluşturmak ve para kazanmak adına yaptı ve başarılı da oldu.

pokemon

Bu filmin afişi bile kendi başına filmin izlenmesi için bir nedendi. Çünkü çocuklara yönelik hazırlanan bu filmin broşürü “çocuklara beni izle” demesine gerek bırakmayacak şekilde tasarlandı. İşte bu, hedef kitleyi ikna edebilme sanatıdır. Evet, hedef kitleyi ikna edebilmek bir sanat işidir.

3- Pazarlama Dilini İyi Kullanma

Pazarlama dilinin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu dil, tamamen karşısındakini etkisi altına bırakmak demektir. Peki, nasıl kullanılır?

Bir ürün satmak istiyorsunuz ya da insanlara ücretsiz bilgi veren bir bloggersiniz. Eğer ürünlerinizin ya da verdiğiniz bilginin reklamını iyi bir üslupla yapmıyorsanız beklentinizin çok yüksek olmasının bir anlamı olmaz, zaten bunu elde etmeniz de imkânsız bir hal alır. İnsanlara her zaman somurtkan bir ifade ile ya da resmi dil kullanarak yanaşamazsınız, bazen güldürmeyi bilmeniz gerekir. Bir süpürge makinesini bile pazarlarken insanların yüzünü güldürmelisiniz ki, insanlar süpürgenizi satın alsınlar. Bu biraz da algı yönetimi ile ilgilidir. Bunu bir sonraki maddede açıklayacağım.

4- Algı Oluşturma

algı oluşturma

1950’li yılların sonunda üretilmeye başlanan antidepresan ilaçlar, ilk dönemlerde çok satılmasa da ilerleyen dönemlerde iyi bir Pazar hacmi yakaladı. Peki, bunu nasıl başardılar?

Hikâyeye Mücahit Gültekin’in “Algı Yönetimi ve Manipülasyon” adlı kitabından bir bölümü aktarmakla başlayayım. Bu arada kitabı okumanızı öneririm.

“Bir şirkette ön muhasebeci olarak çalışan Ayşe Hanım işe gitmek için otobüse biniyor. Otobüs kırmızı ışıkta beklerken, bir billboarddaki afiş dikkatini çekiyor: “İnsanların karşısında konuşurken kalbiniz güp güp atıyor mu? Panik atak olabilirsiniz!” Panik Atak! İlk defa duyduğu bu kavram ilgisini çekiyor. İşyerinde sabah kahvesini içerken gazetelere göz atıyor. Bir psikologla yapılmış röportajın başlığı aynen şöyle: “Pek çok kişi panik ataktan muzdarip. Tedavisi ise çok kolay.” Röportajın devamında psikolog; “Diyelim ki yönetim kurulu toplantısında söz sırası size geldi. Konuşurken avuçlarınızın içi mi terliyor? Panik atak olabilirsiniz!” Ayşe Hanım, gazeteyi kapatıp televizyonu açıyor. Bir sabah programında tanınmış bir psikolog konuşuyor: “Panik atak olan kişiler, sürekli kötü şey olacakmış gibi hissederler. Nefesleri daralır. Tansiyonları yükselir. Boğulacakmış gibi olurlar.” Ayşe Hanım’ın daha şimdiden nefesi daralmaya başlamıştır bile. “Gerçekten de ben. Bende de oluyor. Demek ki sebebi buymuş. Panik atak olabilirim.”

Algı yönetimi ve manipülasyon

Hikâyenin bundan sonra Ayşe Hanım’ın soluğu hastanede alması ve panik atak hastalığı tanısının konulması ve akabinde üretilen panik atak ilaçlarının verilmesi ve daha nice Ayşe hanımların aynı hastalığa tutulması ve panik atak ilaçları kullanmaya başlaması…

Hikâyeden ne anladınız? Olmayan bir hastalığı piyasaya sürmek ve bu hastalığa çözüm olabilecek ilacı üreterek satmak. Yani hastalık üreterek para kazanmak…

Tabi ki bunu yapın demiyorum ve kesinlikle etik bulmuyorum. İnsan sağlığı ile oynamak bu kadar kolay olmamalıdır. Ama bir ürünü satmak istiyorsanız öncelikle insanları ikna etmesini iyi bilmeniz gerekir. İstanbul’da gezilecek yerler hakkında bilgi vermek istiyorsunuz elbette amacınız Adsense’den para kazanmak ama insanlara İstanbul’da gezecekleri yerleri anlatırken buralara nasıl gideceklerini anlatmazsanız, neden gitmeleri gerektiğini söylemezseniz daha da önemlisi, İstanbul’a gitmeleri için nedenler öne sürmezseniz insanlar neden İstanbul’u merak etsinler ve neden gitsinler?

Yani, bir işi yaparken ya da içerik pazarlarken insanları içeriğinize odaklanması ve satın alması için adım atmanız gerekir. Ama öyle bir adım olması lazım ki, insanlar yazdıklarınızı okuduklarında kendilerini anlatılanların içinde bulsunlar.

5- Karar Aşamasını Doğru Kullanma

Büyük firmaların büyümesindeki en büyük stratejilerden biri de müşterilerin karar aşamasını iyi kullanmaları oldu. Geçmişte gazete, dergi ya da broşür reklamları vardı, günümüzde ise TV reklamları ve internet reklamları var. Geçmişte insanları ikna edebilmek için sadece bu alanlar kullanılırdı, bir gazetenin son sayfasında dikkat çekici bir manşet ve altında yine dikkat çekici bir görsel. İnsanlar, satın almak istedikleri ancak henüz karar aşamasında oldukları o ürünün reklamının ciddiyetini gördüklerinde zaten haliyle ürünü almak için karar verirler bile. Marka oluşmuş, ürün binlerce satmış ve artık reklam yapmak için sadece ufak birkaç reklam yapılması yetmiş bir ürünün alıcısı çok olur.

Karar aşaması

Peki, buraya kadar her şey iyi güzel de internet sitelerinde içerik pazarlama nasıl yapılacak, marka oluşturmak bu alanda bu kadar kolay mı? Milyarları geçen internet sitesi varken ben bunları nasıl başaracağım da rakiplerime fark atıp aramada üst sıralarda çıkacağım da müşterilerim ürünümü ya da bilgilerimi beğensin? Uzadıkça uzayan soru trafiği…

Çok Kolay, Olamaz!

Mümkündüüür, İm-kan-sız!

Başarısınız, “Sanmıyorum…”

“Eğer bunlara karşı bu cevapları veriyorsanız, yazı daha da uzayacak ve size tavsiyem boşa zamanınızı harcamayın, başka işlere bakın…

İçerik pazarlaması tarihi hakkında ben de https://neilpatel.com/what-is-content-marketing/#additional buradaki yazıyı okumadan önce yeni bir şey zannediyordum ama bu yazıyı okuduktan sonra yanıldığımı anladım.

Site yazarı diyor ki; “Yıl 1732 ve Benjamin Franklin adında bir adam yıllık Zavallı Richard’s Almanack’ın ilk versiyonunu yeni yayınladı.

Neden bunu yaptı?

Yazmayı ve fikirlerini ifade etmeyi sevdiği için bunu eğlence için mi yaptı?

Hayır, hiç de öyle değildi.

Bunu, yarattığı yeni matbaanın reklamını yapmak istediği için yaptı. Bunu yapmanın en iyi yolunun kendi Almanack’ını basmak ve potansiyel olarak başkalarını da orada basmaya teşvik etmek olduğunu düşündü.”

Ve yazıda dikkatimi çeken bir başka cümle; “Yıllardır hem işletmeler hem de bireyler ücretsiz veya ucuz içerik oluşturarak dikkat çekmeye çalıştı.” Haksız mı? Bence değil, hele Türkiye’deki bloggerlerin veya markaların birçoğu aynı şeyi yaptı.

Neil Patel

Metin yazarlığı yapanlara sorun, müşterilerinden aldıkları en yüksek kelimeli makale kaç kelimeydi? Eminim 10 bin kelime diyenlerin sayısı çok az olacaktır. En azından 2013 yılından bu yana metin yazarlığı yapıyorum, benden henüz 10 bin kelime isteyen bir müşterim olmadı ve daha da önemlisi, belirli bir kalıp dışına çıkamadılar. Neticede metin yazarları, bu işi büyük ya da küçük bir firmaya sunmuyorlar mı? Tabi ki evet! Ama ben de Neilpatel’e katılıyorum. “Yıllardır hem işletmeler hem de bireyler ücretsiz veya ucuz içerik oluşturarak dikkat çekmeye çalıştı.”

“Hocam İstanbul’da gezilecek yerler hakkında 500 kelimelik bir yazı alabilir miyim?”

Cevap: Tabi ki hocam, hemen yazıp yolluyorum.

Metin yazarı ekmeğinin peşinde olduğu için dönüp de iş sahibine: “500 kelimede İstanbul’un gezilecek yerlerini nasıl anlatayım?” demiyor ve hemen yazıya başlıyor. Cümle aynen şöyle:

“Eğer İstanbul’u tam anlamıyla gezmek istiyorsanız 1 haftanızı ayırın!”

Kadim bir şehirden bahsediyorsunuz. Tarihi savaşlarla dolu, finans alanı dünyada nam salmış bir kentten söz ediyorsunuz, Galata’sı ile ayrı bir güzel, Marmara’sı ile ayrı bir çekiciliğe sahip, sokaklarının her bir taşının tarihinde yatan ayrı bir gizeme sahip bir kentten bahsederken biraz da vicdani davranmak lazım. “1 haftada İstanbul nasıl gezilebilir?”

İstanbul tanıtımı

Hadi onu da geçtik diyelim. Yazının devamında hemen İstanbul’un gezilecek yerlerinde başlıyor. Peki, ama İstanbul’da gezmeye gelecek biri, gezerken havayı soluyarak mı beslenecek? Tabi ki değil. O zaman İstanbul’un gezilecek yerleri hakkında bilgi verirken mesela Sultanahmet’i tanıtırken bir paragrafta da olsa “Sultanahmet’te ilmek ilmek sıraya dizilmiş, enfes kokuları ile baş döndüren restoranlarında güzel bir öğlen yemeği yiyebilirsiniz.” Desek, gece hayatından söz ederken “Taksim’e geçmeden Eminönü’nde sıraya dizilmiş balıkçılardan ekmek arası balık yiyip sonra da kokuyu bastırmak için ağzınıza bir karanfil atın eğlenmeye öyle gidin” desek, yazının alıcısı daha çok olmaz mı? Bence kesinlikle olur.

Bunun gibi daha nice ince ayar gerektiren konu var İstanbul’da gezilecek yerlerin anlatıldığı bir yazıda. Peki, tüm bunları 500 kelime içerisine sığdırmak, üstüne SEO uyumlu, snippet uyumlu olmasını istemek ne kadar doğru?

Neil Patel: “Yıllardır hem işletmeler hem de bireyler ücretsiz veya ucuz içerik oluşturarak dikkat çekmeye çalıştı” derken tam olarak bunu kastediyor.

Seçilmiş Cümleler Kullanmak Önemlidir

Doğru bir pazarlama dili kullanırsanız, kelimeleri insanların anlayacakları şekilde seçerseniz, hitap ederken insanlara mahkemede ifade veren bir sanık hissi yaşatmak yerine, anlattığınız konuya uygun mizahi yönü güçlü cümleler kullanırsanız, yazınızın alıcısı daha fazla olur. “İstanbul’un güzellikleri, matbaalardan çıkan kitapların kâğıtları kadar sarı değil, hayallerde gezen tozpembe dünyalar gibidir.” Somurtkan bir üslup ile İstanbul’u anlatırsanız ne bir alıcı ne de bir müşteri bulamazsınız, verdiğiniz emek de çaba da boşa gide.

Başka ne var?

Yazdığınız içerikleri destekleyen görseller ya da videolar ne kadar etkileyici? Ya da daha da önemlisi, bu konuya ne kadar önem veriyorsunuz?

İstanbul’un güzelliklerini anlatırken insanlara bir hukuk dersi vermediğinizi bilin, Ne diyor Neil patel?

Neil patel

Üsküdar’ı anlattığınız bir yazıda insanlara tarih dersindeymiş hissini yaşatırsanız, insanlar Üsküdar’dan soğurlar ki tarih dersleri genelde insanlara sıkıcı gelir. Tarihi bilmek ayrıdır, tarihi sevmek ayrıdır ama lise sıralarında tarih dersini anlatan öğretmenin yüz ifadesindeki o asabiyeti görmek çok farklıdır. Siz bloggersiniz ya da bir metin yazarı! Kesinlikle öğretmen değilsiniz ve maaşınızı devletten almıyorsunuz. Bu yüzden malınızı iyi pazarlamanız gerekiyor. Üsküdar’ı sanık sandalyesinde oturmuş bir sanığa ya da tarih dersini zorunlu dinleyen bir öğrenciye anlatmıyorsunuz. Turiste anlatıyorsunuz, turisti kazanmak için de güler yüzlü olmanız şart! Evet, yazıda güler yüzlü olduğunuzu hissettirin!

Tüm bunları yaptım ama yine de yazılarım okunmuyor, neden?

Sizce neden, eksik bıraktığınız ne var da insanlar yazınızı okumuyor?

Çözüm basit. İnsanlara yazı dışında ne sunuyorsunuz?

Video eklediniz mi, İstanbul’da gezmeyi düşünen birine nasıl bir görsel sundunuz ki yazınızı okuyan kişi görseli gördüğü anda İstanbul’a aşık olsun?

“Moda” kavramı hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz, moda ne zaman bir akım haline gelmeye başladı? Konunun dağılmaması için kısa bir özet geçeyim.

Giyinmek, insanların ve diğer canlıların, eski çağlardan beri var olan bir şeydir. İnsanlar kendilerini doğanın etkilerinden korumak için giyinmeyi keşfettiler. Ayı postundan yapılmış kürkler, deriden yapılmış ayakkabılar, kuzu postundan yapılmış hırkalar vs. peki, moda ne zaman bir akım haline geldi? İnsanlar giyinmeyi “örtünmek” yerine “giyinmek istediği” gibi algılamaya başladıkları zaman ve moda akımı öyle bir hal aldı ki, 1900’lü yıllarda bir akım haline gelmesine rağmen o dönemlerde yırtık bir pantolon giymek belki de garipsenen ya da ayıplanan bir durum iken bugün yırtık pantolon bir moda akımı haline geldi. Peki, bu nasıl oldu?

Moda dünyasında ünlü biri şunu söylüyor: “Sahneye çıkarken kemerimi yanlışlıkla ters bağladım, sahnem sona erdiğinde dışarıda insanların kemerlerini ters bağladıklarını gördüm.”

İlgi çekme

Moda bu kadar basit hareketlerle bile kendini gösteren bir alandır. Peki, içerik yazarı ne yapabilir?

İçerik yazarı bir konu hakkında bilgi verirken verdiği bilgileri öyle bir pazarlamalıdır ki insanlar yazıyı satın almak için endişeye kapılmasınlar, “bu yazı en iyisidir, okumak gerek” desinler. Bunun için peki, hangi araçlardan yararlanmanız gerekir?

İçerik Pazarlaması Yöntemleri Nelerdir?

1- Sosyal Medya

Sosyal medya, günümüz internet dünyasının en hareketli alanıdır. 2020 Şubat verilerine göre dünya genelinde Instagramı kullanan 340 milyon insan var, Facebook’un 37 milyon, 8,56 milyon kullanıcısı var. Böyle bir alanda iyi bir etkileşim yaparsanız ve yazılarınızı bu alanlarda paylaşırsanız sizce ne olur?

2- Haber Siteleri

SEO tek başına makale yazılarak yapılabilecek bir şey değil. Sitenizin kalitesi ne kadar yüksek olursa olsun, içerikleriniz ne kadar dikkat çekici olursa olsun eğer dışarıdan size link veren başka siteler yoksa muhtemelen ya yazılarınız çok uzun olduğu için üstte çıkıyordur ya da acemi şansı diyelim. SEO’nun en önemli parçalarından biri backlinktir. Eğer kaliteli bir siteye sahipseniz zaten insanlar siz söylemeden reklamınızı yaparlar. Modanisa, Sefamerve, Trendyol, Hepsiburada, Gittigidiyor gibi alışveriş sitelerinin reklamını ücretsiz yapan kaç yüz site var? Bence çok yüz site var ve hepsinin ortak amacı bu kelimelerden para kazanmaktır. Eğer bu yükseklikte bir kaliteye sahip değilseniz o zaman haber sitelerinde ama uygun olan yerlerden kendi kategorinize ya da yazınıza link satın almalısınız.

3- TV Reklamları

Özellikle ürün satıcılarının üzerinde daha fazla durması gereken alanlardan biri de televizyon kanallarıdır. Ciddi paralar gerektirir ama hiçbir reklam boşa gitmez. Bunun için çok yüksek bir bütçeniz yoksa yapacağınız en güzel şey yerel ama izleyici kitlesi iyi olan bir TV kanalından reklam almak olmalıdır.

4- Youtube

Youtube, basite alınabilecek bir alan değil ve insanlar bu alanda çok ciddi paralar kazanıyorlar. Bir siteniz var ve sitenizin içeriklerine çok güveniyorsanız, bir araştırma yaparak cüzzi rakamlarla reklam veren Youtube kanallarından ürünlerinizin tanıtılmasını isteyebilir ya da sitenizin reklamının yapılmasını talep edebilirsiniz.

 

Eskiden 300 Kelimeyle üst sıralara çıkabiliyordum, şimdi neden çıkamıyorum?

Eskiden rekabet daha düşüktü ve hacmi yakalamak daha kolaydı. Şimdi rekabet daha yüksek, girilen yazılar yetersiz kalıyor.

İçerik Pazarlamada Sosyal Medyanın Etkisi Ne Kadardır?

İnsanlar bir konu hakkında arama motorlarına bakmadan önce sosyal medyaya bakıyorlar. Bu alanda iyi bir pazar yakalarsanız başarınız daha da yükselir.

Yeni Başlayanlar Nasıl Hareket Etmelidir?

İçerik pazarlama bilgi ile birlikte tecrübe gerektirir. Sıfırdan başlayan birinin sabırlı ve denemekten korkmaması gerekir.

Editör Puanı
Bu yazıyı puanlamak için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular

“Özgür Ruhun Sesi” Sabahattin Ali Kimdir?

Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907 yılında Eğridere’de dünyaya geldi.Ünlü Edebiyatçı,1948 yılında yurt dışına kaçarken yolculuk sırasında öldürülmüştür. Sırf yazdıklarınız yüzünden yargılanırken pes etmeden fikirlerinizin arkasında...

Türk Edebiyatı’nın Kilit İsmi Sabahattin Ali’nin Sözleri ve Şiirleri

Türk Edebiyatı'nın önemli yazar ve şairlerinden Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907 tarihinde dünyaya geldi. Sancılı bir hayat yaşayan Cumhuriyet Dönemi edebiyatçısı, 2 Nisan 1948'de...

Hayata “Tutunamayan” Oğuz Atay Kimdir?

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934'te Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde dünyaya gelmiştir. 3 Aralık 1971 yılında 44 yaşındayken hayatını kaybeden Oğuz Atay, Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarından...

Oğuz Atay’ın Kitaplarından İnsan Ruhuna Dokunan 65 Söz

12 Ekim 1934'te dünyaya gelen Oğuz Atay, arkadaşlarına "sevinmeyin, daha ölmedim" dedikten 10 dakika sonra 13 Aralık 1977 tarihinde hayatını kaybetmiştir.  Türk Edebiyatı’nın en önemli...

Recent Comments

Bu yazıyı puanlamak için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]