Kitap

Oğuz Atay “Tutunamayanlar” Romanı Konusu ve Özeti [🔬İNCELEME]

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanı, yazarın ilk kitabı olup 1971 yılında yazılmış, 1970 yılında TRT Roman Ödülü’nü kazanmıştır.

Modern Türk edebiyatının en önemli ismi Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar”  adlı eseri ilk romanıdır. Eserin ilk yayım yılı 1971’de iki cilt olarak, 1984’te ise tek cilt olarak yayımlanmıştır. Eser, içeriği ve biçimsel anlatımı açısından bakıldığında modern ve post-modernliği birbirine harmanlayarak, edebiyata yeni bir soluk getirmiş ve post-modern döneminin kurucu ismi haline gelmiştir.

Tutunamayanlar –  İletişim Yayınları

Oğuz Atay- İletişim Yayınları

Ya her son yeni bir başlangıçsa?
Herkesin tutunmaya çalıştığı bu hayatta Selim Işık “tutunamayanlardandı.” Peki, ne oldu?
Selim Işık daha fazla dayanamadı ve kafasına kurşun sıkarak intihar etti. Bu intihar size göre kaçış gibi gözükse de Selim’e göre bir kurtuluştu…
Ya sizler?
Hiç yaşarken anlaşılmaya mecbur bırakıldınız mı?
Anlaşılamadığınız noktada sığındığınız ilk şey neydi?
Toplum tarafından onay görmek gibi bir çaba gütmeyen Oğuz Atay, sıradanlığın içinde sıra dışı bir simge haline geldi…
Oğuz Atayın tutunmayı bir türlü beceremediği kitabından sizlere sesleniyorum. Tutunamayanlardan mısınız?

Tutunamayanlar Romanın Özellikleri

Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: Buraya kadar! Dediler. Oysa bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik daha önce haber vermiştik derler. Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik.”

Tutunamayanlar romanı edebiyatımızın ilk post modern romanı olarak kabul edilir. Kitapta izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ruhsal çözümlemeler ve ayrıntılar içeren sıra dışı bir romandır. Ayrıca roman Oğuz Atay’ın hayatından ve kendi iç dünyasından kesitlere yer verdiği için otobiyografik özellikler taşır.

Romanın bir diğer özelliği ise içeriği, psikolojik tahlilleri ve yazım tarzı açısından Modern Türk Edebiyatında devrim niteliğindedir. Roman, belirli bir olayı sergilemekten çok ruhsal çözümlemeler ve ayrıntılar üzerinde şekillenir. Yani olaylardan ziyade durumlara yer verir. Bu bakımdan ilk bakışta anlaşılması zor bir kitaptır.

Tutunamayanlar Romanı Karakterleri

1- Selim Işık

Romanın ana karakteri olan Selim, karamsar bir karakterdir. Olaylar, Selim’in intiharı üzerine başlar. Selim Işık “düşünen ve sorgulayan insan“ın simgesidir ve bu yüzden hayata  “tutunamamış”tır.

2- Turgut Özben

Mutlu bir evliliği olan Turgut Özben, başarılı bir kariyeri olan mühendistir. Selim ile yakın arkadaştır ve onun intiharı üzerine ilişkilerini tekrar gözden geçirir. Romanda Turgut’un bakış açısıyla olayları okuyoruz. Kitabın ilerleyen sayfalarında arkadaşı Selim Işık sayesinde fikirleri tamamen değişerek hayata “tutunan” biriyken iç dünyasına derinlemesine inmesiyle “tutunamayan” birine dönüşür.

3- Nermin

Turgut’un eşidir ve romanda iç dünyası hakkında detay vermez. Turgut’u somut hayata bağlayan bir karakter olarak isminden söz ettirir.

İlginizi Çekebilir  Nietzcshe "Böyle Buyurdu Zerdüşt" Romanı: Detaylı İnceleme

4- Süleyman Kargı

Aydın kesime hitap eder ve öyle biridir. Kitapta Selim’in çocukluk yıllarını alaycı bir dille yorumlar. O da aydın kişiliğinden ötürü toplumla yer edinemez.

5- Metin Kutbay

Romanda isminden pek fazla söz ettirmez. Yaşadığı toplumun maddesel zevklerini simgeleyen bir karakterdir.

Tutunamayanlar Romanının Kurgusu

Oğuz Atay’ın Türk edebiyatına kazandırdığı en önemli kitabı “tutunamayanlar” sıra dışı konusuyla dikkat çeken bir eser haline geldi. Roman, yayınlandığı dönemde hak ettiği değeri alamasa da günümüzde en çok satılan eserlerden biridir.

Roman, ana karakteri olan Selim’in intiharı üzerine, Turgut içsel bir buhranla baş başa kalır. Turgut hayatı anlamlandırmak için bir çaba içerisine girer ve bu çaba sayesinde “kendini” bulur. Roman, Selim ve Turgut’un yaşamları arasında gidip gelmektedir.

Romanda, 1960’ların insanlarını, toplumun dayattığı normları ele alınmaktadır. Mekân, ise doğa ve şehir yaşamının zıtlıkları olarak karşımıza çıkar. Doğadan kastımız şehir yaşamından etkilenmemiş, saf kalmış şeylerdir ve bunu Anadolu temsil eder. Şehirde yaşamıyla (Ankara ve İzmir) başlayan roman, Turgut’un Anadolu’da küçük bir kasabaya kaçmasıyla son bulur.

Tutunamayanlar Romanın Konusu

Romanın başlarında Turgut Özben, Selim’in intiharından sonra, kendisiyle bir hesaplaşma içine girer. Bu arada kitapta Turgut’un yaşadığı mekana ait bazı ayrıntılar aktarılır. Mekana ait bu dikkatler, henüz “tutunanlar” safında yer alan Turgut’un hayatı şu sözlerle anlaşılıyor;

Duvarlar, resim yaptığı dönemden kalma ‘eserler’le doluydu. Nermin çerçeveletmiş hepsini; benimle öğünüyor. (…) Bir resim aşağıda, bir resim yukarıda; bir duvar resimle doldurulmuş, bir duvarın yarısı boş; simetriyi bozmak için. (…) Ev sahibi de kızmıştı duvarların bu renge boyandığını görünce ama belli etmemişti. Tavana kadar aynı renk, böylece düzlemler daha kesin beliriyor, modern sanatın burjuva yaşantısına katkısı. Efendim? Oysa ne güzeldi eskiden: tavana bir karış kala bir parmak kalınlığında koyu renk, yatay bir çizgi çizilirdi; duvarın rengi orada biterdi işte. (…) Tek parti devrinin kalıntısı, fazla askeri bir düzen. “(s.25-26)

Turgut’un alışkanlıklarının, sahip olduğu her şey ve kullandığı eşyaların, hatta eşi Nermin’in sağladığı rahatlığın anlatıldığı bu satırlarda yazarın eleştirisel söylemleri dikkat çekiyor.

Tutunamayanlar Birinci Bölüm

Kitabın ilk başlarında Turgut şehir hayatı yaşayan, sıkıcı bir gençtir. Turgut, en yakın arkadaşı Selim Işığın kendini tabanca ile vurarak intihar ettiğini gazeteden öğrenir. Bu intihardan etkilenen Turgut intiharın sebeplerini öğrenmek ister. Bu amaçla araştırmalar yapmaya başlar.

Selimin arkadaşları olan Metin ve Esat ile irtibata geçer. Metin Selim için şunları anlatır; Metin’in,  Zeliha isminde bir kızla ilişkisi vardır. Selim bu ilişkide kızın arkadaşına uygun olmadığını söyler. Bu sözlerden sonra Metin, kızı bırakır ancak bu kez Selim kıza aşık olur. Metin, bunun üzerine tekrar kıza yanaşmaya başlar. Zeliha ise bir süre sonra her ikisiyle görüşmeyi keserek başka biriyle evlenir.

Esat ise Selim Işık için;

Selimi lise yıllarında tanır. Sıra dışı,  zeki ve çok kitap okur. İlk başta “Oscar Wilde’ye” hayran olduğunu ancak “Gorki” okuduktan sonra fikri tamamen değiştiğini söyler.

Daha sonra Turgut, Selim’in başka bir arkadaşı olan Süleyman Kargıyı bulur. Süleyman ona Selim’in yazdığı 600 mısradan oluşan bir şiir verir. Şiire göre; “Selim Işık tek ve Türk. Ve duygulu amansız/sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız” sayılan bir kişidir. Ruhsal tahlillerle başlayan bu roman diğer bölümlerde de yoğun bir şekilde işlemeye devam eder.

Tutunamayanlar İkinci Bölümü

Turgut Özben, Selimle yakın ilişkisi olan Günseli isimli bir kızla tanışır. Günseli Selim ile tanışma hikâyesini anlatmaya başlar;

Günseli’nin Selim ile yollarının kesişmesi ilk olarak toplu olarak gittikleri bir gezide karşılaşmışlardır. İlk buluşmaları pekiyi geçmese de ardından bir ay sonra Selim’in telefon ile Günseli’ yi aramasıyla ilişkileri ilerlemeye başlar. Ne var ki Selim ciddi giden ilişkilerinden rahatsız olmaya başlar ve evlilik düşünmez.

Günseli Selimi şu sözlerle tanımlar;

Selim, çok kuşku duyan biridir ve geleceğe güveni olmadığı için hayattan bir beklentisinin de yoktur.  Bir dine ait görüşü yoktur hatta inançsızdır ve aile hayatından da hoşlanmaz. Sanki bir kuş gibi kafese kapatıldığını dile getirir. Kötü yaşarım korkusuyla hayatını hiç yaşamadığına dair bir düşünce içerisine giren Selim, bu ruhsal bunalımla hastalanır.

Ardından Günseli’ ye mektup yollar ve mektubundan şunları yazar;

Günseli, son günlerde öyle bir durumdayım ki bir iki dakika bile aklımı toparlayıp düşünemiyorum. Sevgilim, şeytan bilir nelere takılıyorum, neler düşünüyorum. Günlerdir yatıyorum. Hastalıktan mı bilmiyorum şimdi biraz düşünebileceğimi hissediyorum ve uzun süredir aklımda yüzen belirsiz bir cismi aydınlatmaya karar verdim. Evet aklım gene karışmadan acele etmeliyim. Ölmeye karar verdim günseli. Vakit geçirmeden yapmalıyım bunu. Yoksa ne olacağımı nereye sürükleneceğimi tahmin edemiyorum. Bu kısa aydınlıktan yararlanmalıyım. Ne yazık, senin için ne yazık bunu karşılıklı konuşamayacağız ve düşündükçe ürperdiğimi itiraf ederim. Ölümü değil, senin bu satırları okuduğun zaman ölmüş olacağımı. Acıklı şeyler yazmak istemiyorum. Acıklı sözler benim üzerimde etkisini kaybetti. Fakat seni etkileyecektir. Bunu düşünmeliyiz, her şeyi iyi hesap etmek zorunda olduğum için özür dilerim. Fakat düzeltmek imkânım kalmayacağı için buna mecburum. Yıllardır hayalimde bu mektubu yazacağım insanın beni kurtarmasını yaşadım fakat şimdi bu hayalden çok uzak olduğuma göre hayatımda hiç olmazsa bir kere hatasız hareket etmek zorundayım. Mektubu attıktan sonra hemen yapmaya kararlıyım. Biliyorsun biz ışık ailesi sözümüzün eriyiz. Bizim kaderimiz bu. Hiçbir şey yazmasaydım daha mı iyi olurdu diye düşündüm fakat bunu daha büyük bir insafsızlık saydığım için her şeyi yazmak istiyorum. Biraz sonra meydana gelecek olayın ayrıntılarını yazmayacağım. Onları nasıl olsa öğreneceksin. Belki beni de kararsızlığa götürür. Ne yapacağımı çok açık bilirsem belki elim titrer.

Seni seviyorum fakat neresini düzelteceğimi bilmediğim bu yaşantımı sürdürmenin anlamsızlığını seziyorum. Yok olmaya doğru hızlı bir gidişin farkındayım. Henüz koruyabildiğim bazı özelliklerim varken daha insan olduğumu hissederken bu gidişe bir son vermeliyim. Yoksa çok geç olacak ve kendimi affetmeyeceğim. Seni seviyorum ve beni unutmamanı istiyorum. Ben seni bir an için de olsa unutabileceğimi düşünerek buna girişiyorum.

İşte bu kadar, işte…

Canım sevgilim; Günseli!

Ve bu mektubu gönderdikten sonra, tabancayla kafasından sıkarak intihar eder ve kitabın ikinci bölümü bu şekilde biter. Noktalama işareti bile kullanılmadan yazılan bu epizot (bir roman, öykü ya da destanda, ana olaydan ayrı olarak yer alan ve başlı başına konusal bir bütünlük gösteren ikinci derecede olay ya da olaylar) , Selim’in veda mektubuyla biter. Mektupta Selim, kendisini intihar etmeye sürükleyen koşulları yeterince açıklık getiremez.

Tutunamayanlar Üçüncü Bölüm


Günseli’nin anlattıkları ve Selim’in kendisinden son derece olumlu söz edilen mektubu, Turgut’un kararını kesinleştirmesine yol açar. Olric’le birlikte küçük burjuva yaşantısından uzaklaşmaya karar vererek Anadolu’ya kaçar.

Turgut Özben, hayatı tamamen değiştirmiştir. İlk olarak evinden, işinden, kendisini tutunanların dünyasına bağlayan her şeyden kaçarak kaybolur. Yanına Olric dışında ( Turgut’un hayali karakteri yani alt benidir), geçmişinden hiçbir şey almaz. Yolculuk sırasında kasabanın birinde rastladığı kitapçıdan aldığı kitaplar da Turgut ve Selim düşünce yapısı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Bu kiaplar “Oblomov’u, Don Kişot’u, Kafka’nın, Dostoyevski’nin” romanlarıdır. Kitapların hepsinin ortak ana fikri topluma ket vuran olguları sorgulamalarıdır. Bu, Turgut’un şehir yaşantısından neden kaçtığını gösterir. Turgut da artık Selim gibi her şeyin farkına varmıştır.

Romanda Turgut’la Olric’in Anadolu’nun neresi olduğu söylenmeyen bir kasabaya yerleştiğinden bahseder. Artık şehir hayatından tamamen kendini soyutlayan Turgut, iç dünyasında hayalinde kurguladığı Olric’le yaptığı konuşmalardaki ironiden söz etmiştir. Bu konuşmalarda Turgut kendi varoluşunu sorgulamıştır ve mizah belli belirsiz hissedilmiştir. Şehir hayatından kaçış sadece topluma yönelik bir kaçış değildir. Turgut Anadolu bir kasabaya yerleşerek aslında kendi ile hesaplaşma içerisindedir.

Turgut,  Selimin intihar etmeden önce yazdığı günlüğü bulur. Günlüğünde, Selimin farklı bir psikoloji gösterdiğini, panoraya belirtilerinin olduğunu ve kendinde hiçbir doktorun bulamadığı bir hastalık olduğu düşüncesine kapıldığı yazmaktadır. Günlük, psikolojik dengesini kaybetmek üzere olan Selim’in dünyasını daha çok Kafka’nın dönüşüm kitabında karakterin “kendini bir böcek gibi hissettiği” roman anlatmaktadır.

Turgut Özben, araştırmaları sırasında yavaş yavaş kendi benliğini tanır: O da tutunamayanlardan biridir.

Peki, Selim ile Turgut’un “Tutunamayanlardan” kastı neydi?

Bütün hayatınca konuştu. Sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkarabildi ortaya: bir tek kelime. Çoğul bir kelime. Unutamadığı bazı insanları birleştiren bir kelime. (…) Bütün hayatınca tutunamayanlardan kaçtığını sezer gibi oldu. Kendisine de bulaşmalarından korktuğunu anladı. Onlara yapmış olduğu haksızlığın ıstırabıyla kıvrandı. Onların gerçek temsilcisi olmak için eline çok fırsat geçmiş olduğunu ve bu fırsatları kaçırdığını anladı..”(s.718)

Oğuz Atay’ın ortaya attığı “Tutunamayanlar” eseriyle yaşadığı dönemdeki Türk aydınının,  topluma tutunamayışının sebeplerini açıklık getirir. Türk aydınının varoluş sorunlarını açığa çıkarmak için eser kaleme alınmıştır. Tutunamayanlar’da yergi, Selim ve Turgut karakterlerinden yola çıkılarak Türk aydınının kendisini gerçekleştirmesini engelleyen, bireyleşmesine engelleyen olgulardan bahsetmiştir. Romanda karakterler üzerinden eleştiri yaptığı şey, toplumsal ve siyasal yapılarla ilgilidir.

Sonuç olarak Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar“ romanı, Türk edebiyat tarihinde modernist ve hatta postmodernist roman tekniklerinin ilk kez uygulandığı bir roman olmasının yanında, içerdiği hicivler, öğelerinin zenginliğiyle dikkat çeken bir kitaptır.

Tutunamayanlar Hakkında Sık Sorulan Sorular

Oğuz Atay Tutunamayanlar’ı ilk olarak kime okutmuştur?

Tutunamayanlar'ı ilk okuyan Vüs'at O. Bener'dir.

Tutunamayanlar'ı Oğuz Atay hangi kitaptan esinlenerek yazmıştır?

Türk Edebiyatının önemli isimlerinden olan Yusuf Atılgan'ın Aylak adam romanından esinlenmiştir.

Tutunamayanlar romanındaki Selim Işık gerçek hayatta kimi temsil eder?

Oğuz Atay'ın en yakın arkadaşı Ural'ın intihar etmesiyle, romanında Selim Işık karakterine hayat vermiştir.

Tutunamayanlar romanı hangi ödülü kazanmıştır?

1970 yılında TRT’nin düzenlediği hikâye ve roman yarışmasında Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eseri birinci olmuştur

Olric hangi hangi karakterin iç sesidir?

Turgut Özben'in iç sesidir.

 

Editör Puanı
Bu yazıyı puanlamak için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu