Felsefe

Filozof Nedir: Kendi Döneminde İz Bırakmış 10 Filozof

filozof

“Felsefe” kelime kökeni, MÖ 6. Yüzyılda Pisagor gibi Sokratik düşünürler tarafından kullanılmış “bilgelik sevgisi “ anlamına gelir. Ve Yunanca philo-sophia felsefe kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle ilk dönem Yunan filozofları, modern dünyanın temellerinin atılmasında etkili olmuştur.

Kendi dönemine iz bırakmış beş filozof

Peki, yüzyıllardır akıl, nedensellik, madde, mekân, zaman, zihin, bilinç, özgür irade gibi soyut kavramlar hakkında felsefe yapan kişilere nedir?

Etik, metafizik, mantık, sanat gibi alanlarda derin sorular üzerine görüşler veya teoriler sunan kişilere filozof denir.  Filozoflar, ilk çağdan başlayarak modern çağa kadar ortaya koydukları önemli görüşleriyle, matematik, edebiyat, sanat ve bilim dahil olmak üzere tüm disiplin dallarına katkıda bulundular. Filozofların anlatmak istedikleri şey nedir?.  Bilginin peşinde giderken, yolda kalsalar bile hiç bıkmadan o yoldan devam ederler. Felsefe yapmak, derin bir iştir…

Hayatları boyunca “Nedirlere” cevap arayan bu filozoflarımızı yakından tanıyalım.Bakalım hangi filozofumuz ne tür düşünceleriyle anılıyor?

1- Sokrates (MÖ 469-399)

Sokrates

Herkesin olduğu bir sokak düşünün. O sokakta yürüyorsunuz, biri sizi durdurup soru soruyor ve sizin verdiğiniz cevapları tamamen çökertiyor ne yaparsınız? Peki, hiç matematik dersi görmemiş bir köleye geometri sorusu çözdürmek mümkün mü?

Sokrates, insanlara akıllarına gelen her şeyi eleştirel bir dille sorgulamaya teşvik etmesiyle bilinir. Felsefeye en büyük katkısı, gerçeği ayırt etmek için tartışma ve diyaloğun kullanıldığı Sokratik yöntemdir. Bu yöntem, yaşadığı dönemde felsefi yaklaşımları ve gerçekçi söylemleriyle dikkat çekerek hükümet tarafından, dini eleştirmek ve gençliği yozlaştırmak adına yargılanıp mahkum edilmesine yol açtı.

Felsefeyi göklerden yere indiren bu filozof ilk kez insan sorununu ele almıştır. Dünya tarihinde düşünüşüyle yaşantısı bire bir giden birçok azdır. Sokrates inandığı ve bildiği öğretilerin tamamını yaşantısında uyguladığı için döneminden sonra bile çok ses getirmiştir. İnanır mısınız inandığı değerler uğruna ölmeyi bile göze almıştır. Kendini küçük bir at sineği olarak adlandıran bu filozof. “Sinek de küçüktü ama mide bulandırdı” sözünün patenti kendisine aittir.

2- Saint Thomas Aquinas (1225–1274)

Saint Thomas Aquinas

Thomas Aquinas, bugün İtalya’nın Lazio bölgesinde doğmuştur. 13. yüzyıl Orta çağ döneminde Dominikan rahibi ve ilahiyatçı olarak bilinir.

Ortaçağ Skolastizminin en etkili düşünürleri arasında yerini alan Thomas, Batı dünyasına yaptığı en önemli katkı, doğal teoloji kavramıdır. Bu kavramda teoloji ve felsefe arasındaki ilişkiyi bularak uzlaştırma yoluna girer. Doğal teoloji, Tanrı’nın varlığını kutsal kitaplar ve dini deneyimlerden ziyade (soyut örneklerden) ussal ve rasyonel açıklamaya yoluyla (somut örneklerle) doğrulanabileceğini savunur.

Bu tür ontolojik yaklaşımlar, insanların vahiy yoluyla elde ettikleri bilgileri, zihinlerini ve duyularını kullanarak doğal olarak gözlemledikleri bilgilerle nasıl birleştirecekleri konusunda anlaşmazlık içindeydiler. Bu nedenle Thomas, vahinin akla rehberlik edeceğine ve onun bu sayede hata yapmasını önleyebileceğine, aklın ise inancı açıklığa kavuşturup gizemini çözebileceğine inanıyordu. Orta çağın en etkili filozofu Aquinas’ın fikirleri yaşadığı dönemde birçok kişi tarafından teolojik tartışmalara ve söylemlere yol açmıştır.

Aziz Thomas Aquinas, Tanrı’nın varlığının beş madde’ de kanıtlar;

1) Dünyanın hareketi Tanrı’nın kanıtı olarak “Taşınmaz Hareket Eden” olarak gözlemledi.

 2) Tanrı’nın ​​her şeyin nedeni olarak tanımladı.

3) Varlıkların zorunlu bir varlık olarak, varlığını kanıtladığı sonucuna ulaştı.

4) İnsan mükemmel bir sistemle yaratıldığının farkına varmak için ancak yüce, mükemmel bir varlığın, var olmasıyla olabileceğini savunur.

5)  Thomas, Tanrı’nın her şeye gücü yeten bir varlık olduğunu söyler.

Aquinas’ın Düşünce Yapısı

  1. Tüm bu kozmik evrende kendisinin varlığı da dahil olmak üzere, evrende belirli mutlakların var olduğunu savunan Platoncu / Aristotelesçi realizm ilkesini abul eder.
  2. Çalışmalarının çoğunu Aristotelesçi ve Hristiyan ilkelerini uzlaştırmaya çalıştı.
  3. İkinci Vatikan Konseyi (1962–65), Summa Theolgoiae’yi – Katolik Kilisesi’nin o zamandaki tüm öğretilerinin bir özeti niteliğinde  “Daimi Felsefe” eserini ortaya koyarak bu eserini kiliseye ilan etti.
İlginizi Çekebilir  Yeni Başlayanlar İçin Felsefe: Felsefe Nedir? (Detaylı Anlatım)

3- Aristoteles (MÖ 384–322)

Aristoteles

Aristoteles, yaşadığı dönemden bugüne kadar  insanlık tarihindeki en etkili düşünür ve öğretmenlerden biri olarak anılır. Metafizik kavramını bularak batı dünyasında felsefenin babası olarak kabul edilir. Akıl hocası Platondur ve felsefesinde; metafizik, etik, bilgi ve metodolojik sorgulama üzerine yazıları ve fikirleri insan düşüncesinin temelini oluşturur.

Büyük İskender gibi değerli isimlerin hocalığını yapmış bu filozofumuzun sözleri 2000 yıl bile geçse hâlâ günümüzde değerinden hiçbir şey kaybetmeden varlığını sürdürmektedir. Filozof yakıştırmasını en çok hak eden isimlerden biri olması, Aristoteles’i incelemeyi değer kılıyor.

Aristoteles’in Önemli Fikirleri

  • Aristoteles’e göre evreni anlamak için ve bir bütün olarak evrenin ortaya çıkmasını, varlık kazanmasını sağlayan dört neden vardır. Bu dört neden şunlardır: Maddi Neden (causa materialis), Formel Neden (causa formalis), Etken (fail) Neden (causa efficiens) ve Ereksel (amaç) Neden (causa finalis)’dir.
  • Aristoteles, bir nesnenin özü ancak o şeyin kendisiyle birlikte var olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle, fiziksel bedenin dışında var olan bir ruh fikrini de reddederek insan bilincinin tamamen fiziksel formda yer aldığı görüşünü ortaya attı.
  • Bilginin dünyada meydana gelen şeylerin incelenmesinden oluşturulduğu ve bazı bilgilerin evrensel olduğu anlayışını benimsedi. Aristoteles, daha basit anlatılırsa bilgi edinmenin en iyi yolunun, ancak “doğa felsefesi” yoluyla olduğunu düşünüyordu.
  • Metafiziği “maddi olmayan varlığın bilgisi” olarak tanımladı ve metafiziğin ancak töz (madde ve biçim birleşimi) ile öz arasında birleşiminden oluştuğu yönünde görüş ortaya attı.

Günümüze düşüncelerini insanlara bağıra çağıra dayatmaya çalışan,  kitaptan iki söz ezberlese kendini zeki zaten insanlara kapak niteliğinde bir sözünü hatırlatıyoruz, “Cahil insan konuşur, bilge insan sorgular ve düşünür.” Söylediklerinizin doğruluğundan emin olmadan hiçbir iddiada bulunmamalısınız. Bu filozofun sözlerine kulak verin. Sonuçta kendisi, metafiziğin kurucusudur.

4-Konfüçyüs (MÖ 551–479)

Konfüçyus

Ünlü filozof Konfüçyus, Doğu Asya birçok temel kavram ve kültürel uygulamasıyla olan bu ilişkisi, onun Erken Modern Avrupa’da “Doğu düşüncesinin öncüsü” haline getirdi. Bu nedenle Doğu Asya tarihinin tartışmasız en önemli düşünürü yapıyor.

Filozof Taocu ata Lao-Tzu’nun çağdaşı olduğu düşünülen Konfüçyüs, Doğu hukuk geleneklerinin gelişimi ve akademik bir yönetici sınıfın ortaya çıkışı üzerinde derin bir etkiye sahiptir.

Konfüçyüsçülük, döneminde yaşam tarzı haline gelmiştir. Onun ahlaki öğretileri ders niteliğinde olup özellikle Kore, Çin, Japonya gibi Asya ülkeleri bu öğretiyi benimsemiştir. İnsanı merkeze alan  bu öğreti evreni örnek alıp ona benzemeye çalışılması gerektiğini söyler. Öğretisinde şunlar söylenir: “Bu denge, dünyadaki tüm insan edimlerinin çıktığı eşsiz köktür; bu uyum tüm edimlerin izlemesi gereken evrensel yoldur.”

Konfüçyüs’ün Fikirleri

  • Konfüçyüs denge ile uyum arasında belirgin bir fark görür. Dengenin, “zevk kızgınlık, keder neşe, coşup taşma duygularına” kendini kaptırmamak olduğunu, uyumunsa “bu duyguların hep tam zamanında ortaya çıkması” olduğunu söyler.
  • Yaşlılara ve atalarına saygı, evlendiğiniz kişiye sadakat ve aile bağlarının önemli olduğunu savunur.
  • Ahlakın ancak kendi kendini yetiştirmek yoluyla elde edilebileceğini ve buna göre bir yaşam sürmek gerektiği yönünde düşünceye sahiptir.

5- Rene Descartes (1596-1650)

Rene Descartes

“Modern felsefenin kurucusu” olarak bilinen Descartes’in bu sözünü bilmeyen yoktur. Şüpheci düşünüş biçimiyle döneminde büyük etki bırakmıştır. Kısacası her şeyden şüphe edebileceğini, sadece şüphenin kendisinden şüphe etmediğini söyleyerek beyin yaktıran bir filozoftur.

Kesin olmayan tek şey, hiçbir şeyin kesin olmadığıdır!” sözüyle kafalarda şüpheye yol açan Descartes, döneminde yaptığı birçok bilimsel çalışmasıyla günümüze ışık tutmuştur. Onu diğer felsefecilerden ayıran ise, her şeye şüphe içinde yaklaşmasıdır. Somut veya soyut olan her şeyden şüphe etmekten bahsediyorum. Peki, Descartes’in şüphe duymadığı tek bir şey var mıdır? Evet… Descartes’in şüphe etmediği tek şey, şüphenin kendisidir.

6- David Hume (1711- 77)

David Hume

19. yüzyıl döneminin önemli isimlerinden olan David Hume, İskoçyada doğmuştur. İnsan doğasını tanımlayan psikolojik koşulları araştırarak, doğal bir insan bilimi yaratmak için çalışmalar yapmıştır. İnsan aklının doğası gereği çelişkili olduğu şeklindeki şüpheci olduğunu dair bir yaklaşımda bulundu.

Descartes gibi rasyonalistlerin aksine, Hume tutkuların (aklın aksine) insan davranışını yönetme şekliyle ilgilenir. Hume göre, insanları belirli mutlaklıkların varlığına değil, kişisel deneyime dayalı bir düşünce yapısı vardır. Dış dünyadaki nedensel güçlerin algılanmasından ziyade düşünme alışkanlıklarına dayalı bir felsefi görüşü vardır.

Hume’un Felsefesi

  1. Hume’a göre, iki tür bilgiden söz edilebilir. Bunlar izlenimler ve fikirlerdir. İzlenimler, duyularla deneyimlediğimiz şeylerin bir sonucu olarak ortaya çıkan düşüncelerdir. Fikirler ise soyut ve belirsizdir, çünkü fiziksel algılardan kaynaklanmazlar.
  2. Doğuştan gelen bilginin olmadığını savunur.
  3. Her şey algıdan gelir.

7-  Immanuel Kant (1724-1804)

Immanuel Kant

“İnanca yer açmak için bilgiyi ortadan kaldırdım.” diyen Alman Filozof Immanuel Kant, Saf Aklın Eleştirisi adlı eserinin giriş bölümünde bu sözü kullanmıştır. Kant’a göre matematiksel bilgi kesindir.

Modern felsefenin en temel figürleri arasında olan Kant, ahlakın kaynağı olarak aklın savunucusu olan bir düşünürdür. Kant, yalnızca deneyimleyebileceğimiz şeyler hakkında bilgiye sahip olabileceğimizi savundu. Bu nedenle, “Neyi bilebilirim?” sorusuna cevap olarak Kant, doğal, gözlemlenebilir dünyayı bildiğimizi, ancak metafizikle ilgi soruların çoğuna cevap alamayacağımızı söyler.

Kant’ın felsefesi, ahlaki yasalardan oluşur. Dolayısıyla tüm insanların ahlaki yasalar uymaları gerektiğini söyler. Ne yapmalıyım? sorusuna Kant, evrensel bir ahlaki yasaya uygun olarak rasyonel davranmamız gerektiğini söyler.

Kant’a göre Tanrı’ya ve ruhun ölümsüzlüğüne inanılması gerektiğine inanır. Dolayısıyla, “Neyi umabilirim?” sorusuna yanıt olarak Kant, bedenlerimizin fani, ruhlarımızın ölümsüz olduğunu ve dünyayı gerçekten adalet ilkelerine göre tasarlayan bir Tanrı olduğunu var olabileceğini söyler.

8-  Kierkegaard (1813-1855)

Kierkegaard

Hristiyan bir filozof ve teolog olan kierkegaard, varoluşçuluğun önemli simgesi olarak kabul edilir. Filozofumuzun felsefesi, insan hayatı genel anlamıyla paradoksal ve saçma olduğunu ve bu saçmalığın üstesinden gelebilmek için  “ gerçek anlamda insan olmak” gerekir.

Kierkegaard’ın Felsefesi

  1. Nesnel ve öznel doğrular kavramlarını araştırdı. Daha sonra teolojik iddialara karşıt bir görüş olarak, doğası gereği öznel ve keyfi olduğunu bu nedenle de bilim tarafından ispatlanamayacağını söyler.
  2. Yaşadığı dönemde devlet ve kilise arasındaki karşıtlığı eleştirdi.
  3. Felsefesinde ilk olarak “endişe” kavramına değindi. Onu seçim, özgürlük ve belirsiz duygulardan kaynaklanan bir korku olarak tanımladı.

9- John Locke (1632–1704)

John Locke

Avrupadaki aydınlanma ve akıl çağının gerçek kurucusu sayılan John Locke, insan zihninin doğuştan boş bir levha olduğunu iddia etmiştir. Bütün bilgilerin kaynağının deneyim ve duyusal yolla kazanıldığını ve doğuştan gelen bilgi diye bir şey olmadığını iddia eder. Bu iddiaya Tabula rosa” adını verir. Beyaz bir duvara bakıyorsak, ne yaparsak yapalım o duvarı siyah görme gibi bir ihtimalimiz yoktur. Locke, duyumsamadığımız deneyimi, duyum aracını yok etmemizin mümkün olamayacağını söyler.

En önemli eseri olan “İnsan Anlayışıyla İlgili Deneme” Locke göre, insan zihninin ve bilgi ediniminin deneyim yoluyla elde edilebileceğine değindi. Buna örnek olarak  siyah bir duvara bakıyorsak, ne yaparsak yapalım, o duvarı beyaz görmemizin olanağı yoktur.

John Locke’ye göre bilgi idelerin zihinde oluşup, işlenmesi ya da birleştirilmesiyle elde edilir. Zihin, ilk olarak algı yoluyla ideyi elde eder. Daha sonra elde ettiği ideyi belleğe kaydeder ve diğer idelerden ayrıştırır. Son olarak bu ideler, zihinde birleşme ve karşılaştırılma yoluyla bilgiye ulaşır. Bu işleme de “ideleri kategorize” etme süreci adı verilir. Bu süreç tamamen deneyimlerden oluşan bir süreçtir. Doğuştan getirilen hiçbir ide ve bilginin var olamayacağını yönünde görüşe sahiptir.

“Hiçbir insanın bilgisi, edindiği tecrübenin ötesine geçemez.”

Doğru bilginin zihinsel yollarla kavranılabileceği görüşünden sonra Locke, siyaset felsefesinde’ de isminden söz ettirmiştir. Locke, liberalizmin temellerini atan filozof olarak tarihe geçmiştir.

Ona göre insan, hükümetin boyunduruğu altına girmemelidir ve aklı ön plana almalıdır. Teorilerinde doğal hukuğu ve doğal din teorilerini savunarak döneminin öncü isimlerinden biri haline gelmiştir. Bunların yanı sıra Locke’un ünlü mülkiyet teorisi, mülkiyetin doğal bir hak olduğunun üstünde dururken, Devlet Üzerine “ İki Deneme” eserinde Locke, devletin ilk görevinin, mülkiyeti korumak ve kollamak olduğunu savunur. Günümüz siyaset felsefesinde, etkileri azımsanmayacak derecede fazladır ve günümüzdeki siyaset teorilerinin çoğunun altında Locke’un felsefesi yatar.

John Locke’nin Bazı Eserleri:

  1. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme
  2. Hoşgörü Üzerine Bir Mektup
  3. Eğitimle İlgili Bazı Düşünceler
  4. Hükümet Üzerine İki Deneme

10- Platon (428/427 – 348/347 MÖ)

Platon

Filozof denince akla gelen ilk isimlerden biri de tabi ki Platon’dur. Antik Yunan filozofu, matematikçisi ve batı dünyasının ilkokulunu sahip olan Akademinin kurucusu Platon’dur. Arap dünyasında “Eflatun” olarak bilinen bu kişinin akıl hocası Sokrates’tir. Rönesans ustası Raphael, Platon ve Aristoteles’i “Atina Okulu” adını verdiği şimdilerde çok ünlü olan eserinde çizmiştir. Batı felsefesinin temellerini öğrencisi Aristoteles ile atmıştır.

Platon’un İdealar Kuramı

Yaşadığımız evrenin güneşten yansıyan bir gölgeden ibaret olduğu fikri size ne çağrıştıyor?

Platon’un ortaya attığı “ide” kavramıyla felsefeye yeni bir soluk getirmiştir. İlk olarak idealizmin ne olduğunu bilirsek, Platon’un idealar kuramını daha iyi anlarız. İdealizm;. Evrendeki her şey tek bir neden ve güce bağlanarak, hayatı bu şekilde yorum yapılabilir.  Kısaca idealizm, var olmanın, algılanmak olduğunu söyler ve savunur.

Platon’un İdealar Kuramında Ne Anlatılmak İstemiştir?

Felsefenin kıyısından köşesinden ilgilenen herkes Platon’un mağara alegorisi duymuştur. Bu teorem Platona göre bilginin oluşmasın kaynağıdır. Öncelikle kuramı şu şekilde açıklar; bir insan, bir mağaranın girişinde, elleri ve gözleri bağlı, arkasını güneş dönmüş şekilde oturuyor ve kendi gölgesini görüyordur. Yaşamı sadece gördüğü gölgelerden ibaret zanneden kişi arkasını dönseydi yaşamın kendisi olduğunu ve kaynağın, güneş olduğunu anlayacaktır.

Platon felsefesine göre iki farklı evren algısı vardır. Birincisi fenomenler dünyası diğeri ise idealar dünyasıdır. İdealar dünyası,  zaman ve mekânda oluş ve bozuluşa tabi tutulmadan, doğmadan önce içinde bulunduğumuz ve her şeyin gerçeğinin bulunduğu evrendir. Bu evren ancak akılla kavranır. Fenomenler dünyası ise içinde yaşadığımız nesneler evrenidir zaman ve mekânda tabi tutularak,  evrenin bir kopyası olarak nitelendirilir. Platon, doğru bilgi duyular ile elde edilemeyeceğini ancak idealar dünyasının bilgisi akılla elde edildiği için doğru genel-geçer bilgi olduğunu söyler. Akıl yoluyla elde edilen bilgiler idealar evreni hakkında net bir bilgiye ulaşabiliriz. Bu nedenle doğru bilginin kaynağı akıldı ve Platon’a göre bilmek ideaları hatırlamaktır.

Günümüzdeki “akademi” kelimesi Platon’un okuluna verdiği isimden gelir. Yetkin bir yaşamın ancak erdemli bir hayat sürmekten geçeceğini söyler. Bazı tarihçilere göre Platon, uykusunda acı hissetmeden öldü. Bazılarına göreyse de bir düğüne katıldığı zamanda ölmüştür.

SIK SORULAN SORULAR

Sokratik Yöntem Nedir?

Antik dönemde yaşayan Yunan filozofu Sokratese ait bir yöntemdir. Sokrates'in felsefi düşünüşü ve bilgiyi sınayarak öğretme yöntemidir. İlk olarak Menon diyaloğunda Sokrates'in bir köleye bir geometri sorusu çözdürmesi ile Sokratik yöntem ortaya çıkmıştır.

Kant'ın Ödev Ahlaki Nedir?

Akla ve yasaya uygun olanı yani iyi niyetli olmaktır. Merhametli İnsan’ın yardıma muhtaç birine yardım edip etmediğini bilmek yeterli değildir. Örneğin; merhamet sahibi insan, eylemini kendi çıkarı için yerine getiriyorsa bu kant'ın ahlak yasasına uygun değildir.

Niçin Felsefe Yapmalıyız?

Çünkü sorgulanmayan hayat yaşanmaya değer bir hayat değildir. Bu yüzden soru sormadan, merak etmeden, düşünmeden duramayan insan, felsefeye her zaman ihtiyaç duyacaktır.

Felsefe Neden Evrenseldir?

Tüm canlıları kapsayan konularda sorgulama yapıldığı için evrenseldir.

İlk Felsefe Nedir?

Aristotelesin metafiziğinden gelen bu kavram İlkleri ve devimsizliği inceleyen felsefedir. Daha sonraki dönemde metafizik adı verildi ve Aristotelesin ilk yapıtı olan Yu, ilk felsefe anlamında Prote Folofia adını taşımaktaydı.

Editör Puanı
Bu yazıyı puanlamak için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu